LONDONE DIRECTION 3: Abi ve Kardeş Gibi

 

Londone Direction 3: Abi ve Kardeş gibi
 
Rylee anlatıyor:
 
Bridget: Bir dakika sana Harry Styles mı çarptı ?!
 
Nicole: Hayır bana Harry adında bir çocuk çarptı. Tanrım niye büyütüyorsunuz?
Bridget: Üzgünüm. Hayranı olduğum çocuk en iyi arkadaşıma çarpınca böyle oluyor !
Harry: Bende burdayım.
Nicole: Kes sesini Harry Potter.
Ben: Tamam iyice saçmaladınız.
Ayla: Neyse boşverin şimdi Garry falan. Nicole sen iyi misin ?
Harry: Garry değil Harry
Ekin - Ayla: Herneyse !
Nicole: İyiyim kızlar sağolun. dedi ve Harry'e bakarak pis pis sırıttı.
O sırada doktor içeri girdi.
Doktor: Nicole Boren ?
Nicole: Evet.
Doktor: Taburcu olabilirsiniz. İşlemlerinizi başlatalım mı?
Harry: Ben hallederim. Dedi ve odadan çıktı.
Bridget: Vay o halledermiş. :)
Ben: Şaşırtıcı. Ukala birine benziyordu.
Bridget: Şaka dimi bu ? O harikadır.
Ekin: Garry mi ?
Ayla: Ne benziyor ama
Ekin: Benzettiğin isim tuhaf
Ayla: Neden ?
Ekin: Süngerbobun kedisi ya hani. Neyse bosver.
Ben: Neyse Harry hallediyor ve sizde burdasınız. Benim gidebilir miyim Nicol ?
Nicole: Saçmalama Rylee. Tabi ki gidebilirsin burda kalman bile saçmalık. Hepiniz gidin ya kafa dinliyim biraz. dedi ve göz kırpıp dil çıkardı.
Ekin: İsterseniz siz gidin ben kalıcam. Üzgünüm Nicole ama seni bu halde bırakamam.
Ayla: Benimde kusuruma bakma ama bende kalıyorum.
Nicole: Pekala kalın bakalım. dedi ve Ayla ve Ekine sarıldı. Bize dönüp
Nicole: 2 kişi yeterli hadi marş marş.
Ben: (gülerek) tamam. Çabuk iyileş hee :)
Nicole: Tamam
Bridget: By by prenses.
Ben ve Bridget odadan çıktık ve hastanenin önünde biz de ayrıldık. Ben açıktığımı farkettim ve sahildeki çay bahçesine gittim.
Kendime meyve suyu ve tost söyledim. Ne kadar zengin olsamda ben bu ikiliyi çok seviyordum. Manzarayı izlemeye başladım. Sahile vuran dalgalar, martı sesleri  ve rüzgarın uğultusu bana gerçekten huzur veriyordu. Siparişlerim gelmeyince kontrol etmek için ayağa kalktım ve kasaya gittim. Birazdan hazır olacağını söylediler ve yerime dönerken bir çocuk bana çarptı ve elindeki portakal suyu üstüme döküldü.
Ben: Seni sersem ! Biraz dikkat etsene, üstüm mahvoldu ! 
Genç : Üzgünüm.
Ben: Bir üzgünüm portakal suyunu temizlemiyor ama ! '' bunları söylerkende bir yandanda peçeteyle üstümü temizlemeye çalışıyordum.
Genç cebinden bir tomar para çıkardı ve bana uzattı.
Genç : Al yenisini alırsın.
Ben: Senin lanet paranı istemiyorum. Ukala şey.
Sinirle yüzüne baktım. Kahverengi saçları ve çikolata kahvesi gözleri vardı. Aslında daha farklı bir tanışma olsaydı çocuk hoş bile sayılabilirdi ve tabi sevgilim olmasaydı.
Ben: Herneyse '' dedim ve çantamı alıp dışarı çıktım. Bir taksi çağırıp eve gittim. Üstümü değiştirdikten sonra Logan'a (sevgilime) gitmek için evden çıktım. Yolda aradım ama açmayınca sesli mesaj bıraktım '' umarım müsaitsindir çünkü sana geliyorum aşkım '' dedim ve telefonu kapadım. Evine vardım ve zili çaldım.
Ben: Merhaba 
Logan: Merhaba da burada ne arıyorsun ?
Ben: Hımm burada Logan adında bir sevgilim vardı onu görmeye geldim.
Logan: (gülerek) Hoşgeldin. İçeri girsene.
Ben: Tamam .'' dedim ve yanağından öptüm.
Logan: Bende lavaboya gircektim biraz bekle geliyorum.
Ben: Bekliyoruuumm.
Logan sırıtarak yukarı çıktı. O sırada telefonu çalmaya başladı ve bende yukarı çıktım. Merdivenlerin sonundan Loganın odası gözüküyordu ama bir dakika bu ... Olivia ve Logan mı ? Tamam genelde yanlış anlamam ama Olivia Loganın ona aldığım gömleğini giyiyor ve Logan onu öpüyordü. Bu kadarı fazla ama.
Ben: Olivia !
Olivia: Rylee ? Ben şey yanlış anladın...
Ben: Ben yanlış anladım evet bencede.
Logan: Rylee ? Sana bunu yapmayacağımı biliyorsun. '' dedi ve tüm masumiyetiyle (numarasıyla) bana baktı.
Ben: Logan biliyor musun ? Bence sana sürtükler daha çok yakışır. 
Logan: Rylee !
Ben: Hoşçakal Logan. '' dedim ve kapıyı çarpıp çıktım. 
  Sahile doğru yürümeye başladım. Vardığımda ordaki bir banka oturdum ve sonunda tuttuğum tüm gözyaşlarımı serbest bıraktım. Bunu bana nasıl yapardı hemde Olivia'yla. Gözyaşlarımı sildim. Ben neden ağlıyordum ki beni kaybeden Logandı. Değersiz insanlar için gözyaşını ziyan etme politikama noldu benim ? Toparlan Rylee. 
  Yanıma birisi oturdu. Oturan bir kaç saat önce üstüme portakal suyu döken çocuktu. Bu aklıma tostumu yemeden çıktığımı hatırlatmıştı. Yani hala açtım. Harika .
Genç: İyi misin ?
Ben: Neden umrunda ?
Genç : Bilmiyorum ama ağladığını görünce geldim.
Ben: Tuhafsın.
Genç : İyi bir tanışma olmadı sanırım.
Ben: Kesinlikle.
Genç : Tekrar deneyelim mi ?
Olur anlamında kafamı salladım.
Genç: Merhaba bayan. Sizi daha önce gördüğümü hiç sanmıyorum. İsminizi öğrenebilir miyim ?
Ben: (gülerek) Rylee. Rylee Woods.
Genç: Güzel bir isimmiş, bende Liam.
Ben: Nasıl moral düzelteceğini biliyorsun. 
Liam: Onu genelde Louis iyi yapar ama şans bana da güldü.
Ben: Louis ?
Liam : Arkadaşım.
Ben: Hımm.
Liam: Neden ağladığını anlatmak ister misin ?
Ben: Pekala ama önemsiz bir şey. Sadece değersiz biri için kendimi üzdüm.
Liam: Üzüldüğüne göre pek değersiz sayılmaz sanırım.
Ben: Sevgilim yani sevgilimdi. Onu okul arkadaşlarımdan biriyle yakaladım. '' İşte yine ağlamaya başlamıştım.
Liam: Şşşt. Ağlama Rylee. Rylee bana bak lütfen. '' Onun kahverengi gözlerinin içine bakmaya başladım. Hala ağlıyordum.
Liam: Senin üzülmene izin vermem ama sende istersen. Yanında olmamı istiyor musun ?
Ben: Ama bu çok saçma seninle daha bugün tanıştım.
Liam: Ne tesadüf bende '' dedi ve güldü.
Liam : Ama ben sana bağlandım. Neden bilmiyorum ama seni korumak istiyorum. Üzülmeni istemiyorum.
Ben : (güldüm) Abi ve kardeş gibi.
Liam: (güldü) Abi ve kardeş gibi. 
Ben: Yanımda ol Liam buna ihtiyacım var.
Liam: İhtiyaç duymasan bile burdayım Rylee.
Liam 
Harry

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !